ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERDE HAKLARIMIZ CEDAW

Kadınların erkeklerle eşit olarak eğitim, yasal, ekonomik, cinsel, siyasi ve sosyal hakların tamamına sahip olması; demokrasi ile yönetilen ve sosyal hukuk devleti olan her ülkede sürdürülebilir bir hedef olmalıdır. “Kadınlar insan mıdır?” sorusu ile başlayan kadın mücadelesi,  yasalarla ve uluslararası sözleşmelerle kadının hakları konusunda önemli kazanımların elde edilmesini sağlamıştır. “Hak” kavramı insanın sahip olması gereken olanaklar ve özgürlüklerin, insana teslim edilmesidir; İnsani değer ve onurun temelidir.

Feminizm tarihinin ilk önemli çalışmalarından olan “Kadın haklarının Savunusu” nu hazırlayan Mary WOLLSTONECRAFT der ki: “Özgürlük talebinde bulunmamak kadını onursuz kılacaktır.”

Kadınlar olarak haklarımızı bilmek bizi güçlendirir. O zaman gelin hakkımız olan haklarımıza bir göz atalım. Kadının insan haklarını ve cinsiyet eşitliğini güvence altına alan çeşitli uluslararası sözleşmeleri imzalamış olan Türkiye, bunları hayata geçirme sorumluluğu üstlenmiştir.

  1. CEDAW (Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi)-1981
  • Kadın-erkek eşitliği çerçevesinde, medeni durumuna bakılmaksızın bütün kadınların, insan haklarından ve temel özgürlüklerinden faydalanması sağlanır.
  • Bütün taraf ülkeler, var olan ayrımcı yasaları değiştirerek, kaldırarak ya da oluşturulacak yeni yasa ve politikalarla kadına karşı ayrımcılıkla mücadele eder.
  • Bütün taraf devletler, politik, sosyal ekonomik ve kültürel alanlarda kadının tam gelişmesini ve ilerlemesini sağlamakla yükümlüdür.
  • Taraf devletler, kadın ve erkeğin aşağılığı ya da üstünlüğü fikrine ve kalıplaşmış rollerine dayalı ön yargı, gelenek ve göreneklerle mücadele etmek için önlem almalıdır.
  • Devletler kadın ticaretini ve seks işçiliğinin istismarını önlemekle yükümlüdür.
  • Kadınların seçme ve seçilme, hükümet politikalarına katılma ve aktif görev alma hakkı vardır. Uluslararası alanlarda ülkelerini temsil etme hakkı vardır.
  • Kadınların hem kendileri hem de çocukları için milliyet kimliği edinme hakkı vardır.
  • Kadın ve erkeklerin anaokulundan yüksek öğretime kadar eğitim alanında eşit olanaklara sahip olması sağlanır. Hükümetler eğitimde kalıplaşmış kadın-erkek rollerinin ortadan kaldırılmasıyla yükümlüdür.
  • Kadınların çalışma hakkı hükümetler tarafından korunmalıdır. Eşit işe eşit ücret ödenir. İş yerinde medeni durum, hamilelik ve annelik gibi cinsiyet le ilgili durumlar yüzünden ayrımcılık yapılmaz. İş yeri ücretli annelik izni sağlamalı ve anne-babaların aile sorumluluklarıyla iş yaşamlarını birlikte sürdürmelerine izin verecek sosyal hizmetler teşvik edilmelidir.
  • Ülkeler, sağlık hizmetlerinde kadınlara ayrımcılık uygulanmaması için gerekli bütün önlemleri almakla yükümlüdür. Kadınların ücretsiz doğum öncesi ve sonrası bakımı başta olmak üzere, sağlık hizmetlerine eşit ulaşımı sağlanmalıdır.
  • Kadınların aile yardımlarına ve kredilere eşit ulaşımı sağlanır. Sosyal aktivitelere ve kültürel faaliyetlere erkeklerle eşit olarak katılırlar.
  • Kırsal bölgelerde yaşayan kadınların sosyal hizmetlere, eğitime ve iş imkanlarına ulaşımı için özel ihtiyaçları olduğu göz önüne alınarak önlemler alınır.
  • Evlilik, boşanma, velayet, sözleşmeler, mal sahipliği gibi davalarda dahil olmak üzere bütün hukuki konularda, kadınlar ve erkekler yasa önünde eşittir.
  • Evlilik içerisinde kadın ve erkek eşit haklara sahiptir. Kadınlar evlenip evlenmemeye, kiminle evleneceklerine kendileri karar verirler. Kadınların kaç çocuk doğuracağı, ne zaman çocuk yapacağı, onları nasıl yetiştireceği, soyadı, evlat edinme ve mülkiyet hakları koruma altındadır.

***Türkiye CEDAW’ı 1985 yılında imzalayıp onayladı. Böylece Türkiye, ulusal yasalarını sözleşmeye uygun hale getirme sorumluluğunu üstlenmiş oldu. 2000 yılında, CEDAW Komitesi’ne kişisel başvuru hakkı kazandık. Eğer Türkiye’de açtığımız davalar sonuçsuz kalır, makul olmayan şekilde uzar ya da olumsuz sonuçlanırsa, hakkımızı uluslararası alanda arayabiliriz. Bir avukat tutmaya gücünüz yetmiyorsa, baroların Adli Yardım birimine başvurabilirsiniz.

 

  1. İstanbul Sözleşmesi (Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi)-2011

İstanbul Sözleşmesi, Şiddete uğrayan ya da uğrama riski bulunanlara, özellikle de kadınlara ve çocuklara ilişkin koruyucu ve önleyici maddeler içeriyor.

  • Güvenli konaklama sağlayan, kolayca ulaşılabilir sığınaklar hazırlanması için gerekli tedbirlerin alınması,
  • Şiddete uğrayanlara ülke çapında 24 saat kesintisiz ve ücretsiz danışmanlık hizmeti vermek için telefon destek hatları kurulması,
  • Şiddete uğrayanlara yönelik tıbbi ve adli muayene, travma desteği ve danışmanlık sağlamak üzer, tecavüz, kriz veya cinsel şiddet yönlendirme merkezleri kurulması,
  • Şiddet eylemlerinin gerçekleşmesine tanık olanların, yetkili makamlara ihbarda bulunmaya teşvik edilmesi; şiddet mağdurlarına çeşitli hukuksal başvuru yolları sağlanması,
  • Şiddete uğrayanlara tazminat ödenmesi,
  • Şiddet uygulayanların daha fazla şiddet eyleminde bulunmalarını engellemek için onları eğitmeyi hedefleyen programlar oluşturulması.

*** İstanbul Sözleşmesi’ne taraf devleler artık kültür, örf ve adet, din, gelenek veya sözde namusu, şiddet eylemlerinin bir gerekçesi olarak kabul edemeyecek. İstanbul sözleşmesi 25 Kasım 2011’de TBMM’de kabul edildi ve 1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe girdi.

Toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın haklarının hayata geçirilmesi ancak, feminist bilgiyi üretme, paylaşma ve yaygınlaştırma pratiği ile mümkün kılınabilir. Kazanımlarımıza sahip çıkmak ve taleplerimizi gerçekleştirmek anacak kadınların bilinçli dayanışması ile sağlanabilir. Uluslararası Sözleşmelerin hayata geçirilmesi birincil önceliğimizdir.

Yaşasın kadının özgürleşme hareketi…

Yazar: admin